Rene Guenon
     Rene Guenon'u 15 Kasım 1886 da doğduğu Blois (Fransa) şehrinden 7 Ocak 1951 de vefat ettiği Kahire'ye (Mısır) kadar takip etmek, bu yorulmak bilmez dimağın hayatından kesitler sunmak, için bu gelecek yazı kaleme alındı. Hayatı hakkında yeterince Türkçe kaynağın olmayışı ve Guenon'un kendisinin hayatı hakkında bilgi vermekte ketum oluşu ve nerede ise son yirmi yılını tam bir inziva hayatı içerisinde geçirmesi etraflı bir yazıya meydan vermiyor. Fakat sanal ortamda Guenon hakkında türkçe fazla bir bilgi bulamadığımızdan dolayı böyle bir yazıyı gerekli gördük. Katolik doğan, ökült ve ezoterik bir çok akımı içerden tanıyan, bir dönem Mason olan ve gerçek masonluğu anlatan kitaplar yazan, hinduizmi araştıran, hinduizmden islama yol bulan ve son yirmi yılını tam olarak islami bir çizgide yaşayan Şeyh Abdulvahid Yahya'dan bahsetmek Avrupa'nın modernlik kültünün yıkılışını da seyretmek olacaktır. Kendinden sonra ismiyle anılacak bir ekol'un kurucusu kabul edilebilecek ve bir çok kimsenin dolaylı yoldan islamla tanışmasına vesile olmuş, bir çoğununda kendi dinlerinin özünü hakikatini kavramalarını sağlamış biri olan Rene Guenon kimdir?
     Guenon çok az konuşan hele kendi hakkında hiç konuşmayan biridir. Çocukluk ve gençlik dönemlerine dair fazla bir bilgi mevcut değildir. O niceliğin, bireyciliğin egemen olduğu bir çağda nesnelliğ ile öne çıkmış biridir. Koyu katolik bir mimarın (Jean-Baptiste Guenon) oğlu olarak Blois'te 15 Kasım 1886'da doğar. Tam ismi Rene Jean-Marie_Joseph Guenon'dur. Çok zayıf doğduğu için sağlığı pek yerinde değildir. O'na teyzesi Bayan Duru bakar. Bir öğretmen olan teyzesinden ilk eğitimini alır. 1902'de edebiyat, 1903'te felsefe eğitimi alır. 1904'te matematik bölümüne kaydolur. Sağlık sorunları ve hocalarının tavsiyesi ile 1904 sonlarında Paris'e Rollin Kolejine kaydolur ve matematik eğitimini burada devam ettirir. Saint Louis adasında 18. yy'dan kalma bir binada bir oda tutar ve yaklaşık 25 sene burda kalır.
Klasik eserler kendini tatmin etmemeye başladığında o sıralar pek revaçta olan okültik ve neo-spritualist çevrelere girer. Daha sonraları okültik çevrelerle irtibatını keserek Thebah Mason Locasına kabul edilir.
1914'te bu locadan ayrılacaktır.Hindistandan gelen bir gurup ile tanışması ve bu guruptan kitaplardan öğrenemeyeceği bir çok şeyi öğrenmesi bu döneme rastlar. 1909 yılında Gnostik Kilise'ye girer ve Palengenius adıyla psikopos olur. İlk yazılarında bu adı kullanır. Bu sıralarda tanıştığı iki kişi onun hayatının dönüm noktası olur: Leon
Champrenaud ve Albert de Pouvourville. Leon Champrenaud Abdulhak ismini alarak müslüman olmuş biridir. Albert ise Taoisttir. Guenon iki arkadaşı ile birlikte 'La Gnose' dergisini kurar. Bu dergi 1909-1912 yılları arasında yayın yapar. Guenon ilk yazılarını burda yayınlar ve çevresi ona 'büyük metafizikçi' ünvanını verir. La Gnose'de yazılar yazan AbdulHadi isminde sonradan müslüman olmuş John Gustaf Agueli vasıtasıyla Sufilik yolunu öğrenir. Muhtemelen AbdulHadi 1907'de Kahire'de Şeyh Abdurrahma Aliş el-Kebir' e intisab etmiştir 1910' da tanışan iki dost 2 sene hep beraber olur. Abdulhadi İsveç'e dönerken tüm yazılarını Guenon Palengenius'a devreder. Guenon 1912'de ilk evliliğini yapar. Yine bu yıl AbdulHadi vasıtasıyla Şeyh Abdurrahman Aliş el-Kebir'den feyz alarak Müslüman olur ve adını AbdulVahid Yahya olarak değiştirir.
Şazeliye tarikatı gibi Rene Guenon'da Muhyiddin ibni Arabi'den büyük ölçüde etkilernir. Rene Guenon'un satır aralarını okuduğumuzda sanki ibni Arabi okuyormuşuz hissine kapılırız. Sanki İbni Arabi'nin yakın bir müridi dirilmiş bu köhne çağda etrafına ışık saçıyor gibi.
      Çeşitli okullarda öğretmenlik yapan Guenon 1917'de Cezayir'e Fransızca öğretmeni olarak atanır ve bir yıl kaldığı Cezayir'de mükemmel derecede Arapça öğrenir.
İnsanlığın büyük bir savaşın içinden çıktığı, büyük imparatorlukların (başta Osmanlı) yıkıldığı bir dönemdi yaşanan. Ateizm ve materyalizm en güçlü çağını yaşıyor, ahlak çökmüş durumda. İnsanın maymundan geldiği aksi ispatlanamaz bir gerçek gibi sunuluyor ve "milletin âkılları" bu safsatalara inanıyor. Din ayaklar altında dindarlık sadece boş duygusal sapmalar olarak görülüyor. Artık insanlık hep ileriye gidecek, bir daha asla savaş olmayacak zannediliyor. "Bugün dünyanın şanlı şafağında bulunmaktayız" diyecek kadar kör insanlarla dolu bir dünya. Uydurdukları "ilerleme" mefhumuna kökten bağlı bu güruh dünyanın artık mükemmele gideceğine o kadar inanamaktadır ki yaklaşık 20 yıl sonra milyonlarca insanın öleceği bir savaştan tamamen habersizdirler. Guenon din karşıtlarının zafer çığlıklarına boğulan bir dünyada Din'in ve metafiziğin soluğu olacaktır. Osmanlı topraklarında Bediüzzaman'ın yaptığını bambaşka bir şekilde Rene Guenon batıda yapacaktır.
1928'de eşini ve teyzesini kaybeder. Bu yıllarda "Voile D'Isis" dergisinde Frithjof Schuon ile birlikte yazılar yazmaktadır. Bu dergini ismini daha sonraları 1933'te "Etudes Traditionnelles" olarak değiştirecektir. Guenon yine bu yıllarda Mısırlı Hasan Ferid Dina ve eşi Amerikalı Marie Dina ile tanışır. Guenon'un eserlerinden faydalanan bu
zatlar Guenon'u araştırma yapmak için Kahire'ye gitmeye ikna ederler.
5 Mart 1930'da Bayan Dina ile birlikte 3 aylığına Mısır'a giderler. üç ay sonra Bayan Dina geri döner ama çalışmalarını bitiremeyen Guenon burada kalır. Bir kaç kez Fransa'ya geri gidip işlerini düzeltmek istemesine rağmen geri dönemez. Kahire'de gizli bir hayat sürmeye başlar. Adresini Fransa'daki hiç bir kimseye vermez. Bazı düşmanlarının (muhtemelen masonlar) kendisini zehirleteceğini veya kendisine büyü yapacağından çekinerek bir kaç dostu dışında kimseye yerini söylemez.
Zaten burda sıradan bir Mısırlı gibi hayat sürmektedir "Şeyh AbdulVahid Yahya" . Önce Şeyh Selame Radi daha sonra Şeyh Muhammed İbrahim'in sohbet halkalarına katılır.
     El Marife dergisinde arapça makaleler yazar. "Nefsini Bil" ve "islam uygarlığının Batıdaki etkisi" Arapça olarak ve AbdulVahid ismini kullanarak tek yazdığı yazılar bu dergideki yazılardır. 1934'te Şeyh Muhammed İbrahim'in kızıyla evlenir. 1937'de kayınbabasını kaybedince Kahire dışındaki Dokki mahallesine taşınır. "Villa Fatıma" ismini verdiği bu beyaz evde ömrünün geri kalanını geçirecektir.      Romatizmaya yakalanır ve uzun süre hareket yeteneğini kaybeder. 1938 de iyileşir fakat bir yıl sonra tekrar hastalığı nükseder. Martin Lings (Şeyh Ebubekir Siraceddin) , Fritjhof Schuon (Şeyh İsa Nureddin),
müslüman olmuş bir Amerikalı olan Şeyh AbdulGafur ve Fransız Şair Lamartine'in torunu Bayan Valentine de Saint Point (müslümandır ve ismi Ravheya Nureddin'dir) Guenon'u kısa sürelerle ziyeret ederler. 1944'te Hatice, 1947'de Leyla, 1949'da Ahmet isminde çocukları dünyaya gelir. Marco Pallis ve A.K.Coomarasvamy'nin oğlu da kendisini ziyaret edenler arasındadır. Şeyh Ebubekir'in (Martin Lings) ısrarlarına rağmen doktor kontrolunu reddeder. Hep halk ilaçlarını kullanır. Bir defalğına Martin Lings'in getirdiği müslüman bir doktorun kendisine bakmasına izin verir. 1950 sonlarında kan zehirlenmesi nedeniyle bacaklarında yaralar açılır bu yaralar bitkisel ilaçlarla tedavi edilir. Hastalığı ilerler ve 7 Ocak 1951 de Hakk'ın rahmetine kavuşur. Ölmeden önce yattığı yerden zorlukla doğrulmuş ve son sözünü söylemiştir : " En- Nefsu Halas. Allah! Allah!" (nefis kurtuldu). Vefatından bir kaç ay sonra dünyaya gelen oğluna O'nun ismi (AbdulVahid) verilmiştir.